I.

Ortaokulda okuduğum yıllardı. Hangi sınıfta olduğumu hatırlamıyorum. Yaşadığımız şehirde gençlerin uğrak yeri olan vakıf merkezine bir gün benim de yolum düşmüştü. Herkes pürdikkat bir filmi izliyordu. Büyük bir merakla boş bir sandalyeye oturarak oradaki gençlere katıldım. Çok etkileyici bir filmdi. O güne kadar izlediğim savaş filmleri kovboylarla Kızılderililer arasında geçiyordu. İlk defa Müslümanların savaştığı bir film izliyordum. Beyaz sakallı bir dede işgalcilere karşı direnen Müslümanlara öncülük ediyordu. Bulundukları siperleri terk etmemek için dizlerini bağladıkları sahne müthişti. Müslümanın canından daha kıymetli değerlere sahip olduğunu gösteriyordu o sahne.

 

O beyaz sakallı dedenin duruşunda, konuşmalarında ve davranışlarında işte Müslüman böyle olmalı dedirten bir asalet, vakar ve hikmet vardı. Elbette hislerimi o yaşlarda bu kavramlarla ifade edemezdim. Gördüklerimin bende bıraktığı etki zamanla bu kavramlara dönüştü diyebilirim. İlk defa adını duyduğum bir kahramandı o beyaz sakallı dede: Ömer Muhtar. Yirmi yıl boyunca işgalci İtalyanlara nefes aldırmayan büyük bir liderdi o. En sonunda esir düşmüş ve mahkemeye çıkarılmıştı. Mahkemede yaptığı savunma ne kadar soylu bir adam olduğunu bir kez daha gösteriyordu. Düzmece mahkemenin önünde kurduğu şu cümleler onun haysiyetini ve asaletini ortaya koyuyordu: “Biz asla teslim olmayız. Ya kazanırız, ya ölürüz. Bizden sonraki nesillerle de savaşacaksınız. Bana gelince, ben cellâtlarımdan daha uzun yaşayacağım.” Hakkında verilen idam kararı hiçbir şekilde metanetini sarsmadı. Zalimlerin yüzüne şu hakikati haykırdı: “Hüküm ve karar yalnız Allah’ındır. Sizin bu sahte ve uydurma hükmünüzün hiçbir geçerliliği yoktur. İnna lillah ve inna ileyhi raciun.”

 

Çöl Aslanı filmini ilk izlediğimde bir çocuktum. Sonra defalarca izledim. Beni en çok etkileyen sahnelerden biri de filmin sonu oldu her seferinde. Ömer Muhtar elleri ve ayakları bağlanmış bir şekilde idam edileceği yere getirildi. Ellerini ve ayaklarını çözdüler. Gözlüklerini takıp cebinden çıkardığı Kur’an-ı Kerim’i açarak son bir defa daha okudu ve göğsüne bastırdı. Askerler Kur’an’ı ondan aldılar. Gözlüğünü eline aldı, ellerini arkadan bağladılar. Kamplardan getirilmiş binlerce Müslümanın gözleri önünde bir İtalyan askeri idam sehpasını devirdi. Sehpanın devrilmesiyle gözlük yere düştü. Tekbirler, zılgıtlar ve sloganlarla Müslümanlar ayağa kalkıp yürümeye başladılar. Küçük bir çocuk annesinin yanından ayrılarak Ömer Muhtar’ın gözlüğünü düştüğü yerden aldı. Burası artık bizim koptuğumuz yerdi. Oradaki hemen herkesin gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Kendimizi o çocuğun yerine koyuyorduk. Sanki hep birlikte koşsak Ömer Muhtar’ı ipten alabilirdik ama tıpkı o çocuk gibi sadece yere düşen gözlüğü alabiliyorduk. Ömer Muhtar’ın gözlüğü yerde kalmamalıydı. O sadece bir gözlük değildi artık. Ömer Muhtar’ın davası, direnişi, onuru, asaleti geride kalanlara bıraktığı bütün mirasıydı yerden alınan o gözlük. Bu mirasa sahip çıkmamız, bütün işgalci zorbalarla ve sömürgeci emperyalistlerle mücadele etmemiz gerekiyordu.

Film bitti ve gözlerimizde yaşlar, yüreğimizde Ömer Muhtar’ın mirasıyla evlerimizin yolunu tuttuk. Artık onun gözlüğü bizim elimizdeydi. İlk defa bir filmden bu kadar etkilenmiştim. Ömer Muhtar’la tanışmak bana delikanlılığa doğru bir adım attırmıştı.

 

II.

90’ların başında lise ile birlikte artık çocukça düşünmekten uzaklaşmaya, olaylara delikanlı gibi bakmaya başlamıştık. Dünyada olup bitenler ilgi alanımıza giriyordu. Farklı coğrafyalarda yaşayan Müslümanların varlıklarından yeni yeni haberdar oluyorduk. Tarih okuyor, bugünlere nerelerden geçip geldiğimizi öğrenmeye çalışıyorduk. Her geçen gün genişleyen gönül coğrafyamıza yeni ülkeler, yeni şehirler ekleniyordu.

 

O günlerde Irak, Kuveyt’i işgal etmişti. ABD de işgale son vermesi için Irak’ı tehdit ediyordu. On dört on beş yaşlarındaki çocuklar olarak ABD’nin asıl hedefinin Irak ve Kuveyt petrollerini kendisine bağlamak olduğunu düşünüyorduk. Okulda, sokakta gündemimizde sürekli bu konular vardı. ABD’nin Müslümanların hayrına olacak hiçbir işe öncülük etmeyeceğini konuşuyorduk kendi aramızda.

Yaşanan gelişmeleri, hissettiklerimi, düşüncelerimi günlüğüme yazıyordum. Şimdi o günlük elimde değil fakat bir gece yarısı uyanıp da şahit olduklarımı ifade ettiğim cümleleri hala hatırlıyorum. Hayatımda derin bir iz bırakan o geceyi unutmam mümkün değil.

 

O gece geç saatlerde uyanmıştım. İçerden ayırt edemediğim sesler geliyordu. Merakla sesin geldiği mutfağa yöneldim. Babam radyonun başında haberleri dinliyordu. Yanına yaklaştığımda gözlerindeki yaşları gördüm. Şaşkınlığımı gidermek için hemen anlatmaya başladı: “Oğlum bu gece Amerikalılar Irak’ı bombalıyorlar. Bağdat bombalandı. Müslüman kardeşlerimizin başına bombalar yağıyor. Bizim de elimizden duadan başka bir şey gelmiyor.” Gözlerinden yaşlar akmaya devam ediyordu. Babamı daha önce sadece bir kez daha böyle gözyaşı dökerken görmüştüm. O da yaklaşık on yıl önce bir kaza sonucu kaybettiğimiz kardeşimin ardından. O zaman canımızı kaybetmiş ve ağlamıştık birlikte. Şimdi ise hiç tanımadığımız kardeşlerimiz için gözyaşı döküyorduk.

O gece babamın gözlerinden Iraklı Müslümanlar için dökülen yaşları gördüğümde artık çocukluktan çıkmıştım. Delikanlı olduğumu hissetmiştim. Mensubu olduğu ümmetin derdiyle dertlenen bir genç olmuştum. Ömer Muhtar’ın yerden alınan gözlüğüyle yüklendiğim mirasın ağırlığını babamın gözlerinde gördüğüm yaşla daha fazla hissetmeye başlamıştım. O gün bugündür benim için genç olmak demek dava sahibi olmak demektir. Yüce bir davası olanlara selam olsun.

İMH Günışığı Yaz Etkinlikleri Başlıyor...

23.05.2019

  İMH Günışığı Derneği Yaz Etkinlikleri başlıyor. Deneyimli Eğitmenler nezar
Sabah Namazı Buluşmalarında Bu Ay Şahin İbrahim Güleryüz Hocamızı dinledik

27.12.2018

  Çalışmalarımızı bereketli kılan, yıllardır sabah namazı ile beraber sürdürdü
Karikatür yarışmasında ödüller sahiplerini buldu

08.03.2018

  İMH Günışığı Derneği tarafından, Geleceğin Çizerleri Projesi kapsamında, Eyüp
İMH Günışığı Sabah Namazı Buluşmaları Kaldığı Yerden Devam Ediyor

24.01.2018

Çalışmalarımızı bereketli kılan, yıllardır sabah namazı ile beraber sürdürdüğümüz
İMH Günışığı Sabah Namazı Buluşmaları devam Ediyor

27.11.2017

  Çalışmalarımızın bereketini sabah namazıyla beraber yıllarca sürdürdüğümüz
İMH Günışığı Sabah Namazı Buluşmaları ‘Şükür’ Sohbeti ile Başladı

29.10.2017

  İnsan ve Medeniyet Hareketi Günışığı Derneği gönüllülerinin dönem boyunca ayda
“EGOP Yılın Kitap Kurdunu Seçiyoruz” Etkinliği Sınavı Gerçekleştirildi

21.01.2016

“EGOP Yılın Kitap Kurdunu Seçiyoruz” Etkinliği Sınavı Gerçekleştirildi   Oku ki
EGOP çalışması tüm hızıyla devam ediyor

19.01.2016

EGOP çalışması tüm hızıyla devam ediyor İMH Günışığı Derneği'nin gerçekleştirdi
Şirinler Sınıfının Renk Grafiği 1. Rengimiz Kırmızı Çıktı

27.10.2015

Şirinler sınıfının renk grafiği 1.rengimiz kırmızı çıktı      &nbs
Şirinler sınıfı sanat etkinligi dersinde...

27.10.2015

    Şirinler sınıfı sanat etkinligi dersinde dolu dolu vakit geçirdi.  
Gül Bahçesi Çocuk Etkinlikleri Kayıtlarımız Devam Ediyor

01.10.2014

Günışığı Derneğimizin bünyesinde devam eden Gül Bahçesi Çocuk Etkinlikleri Kayıtlar

 

 
dokuztas gencdusunce okumalar yayinlar dusunceokulu
Günisigi Dernegi; Insan ve Medeniyet Hareketi, TGTV ve IDSB üyesidir.

Yazarlar / MAKALELER


IMAGE
Nihat Demir
IMAGE
Oğuzhan KABAKCI
IMAGE
Sinan Özyurt

ALINTI YAZILAR



 

 

 

UYELER İÇİN