KUŞKUYU KANLA BİTİRDİLER!

Bundan yıllar önce, taa doksanlı yıllarda,gözaltındaki müslümanlara eziyet edenlerin,malum yapıya bağlı insanlar olduğu, yaygın bir şekilde dile getirilirdi.Devlet kurumlarına girmek için takiye yaptıkları söylenirdi.Dünyanın müslüman coğrafyasında yaşanan zulümlere ses çıkarmazlar,cuma eylemlerine katılmazlardı.Başörtüsü olayı olduğunda takındıkları tavır,başörtüsü yasağına tepki koyan insanlara,bu sorunu sokaklarda bağırarak çözemezsiniz şeklindeydi.28 şubat ta yer aldıkları taraf ise absürt denecek şekilde dikkat çekiciydi.Daha sonraları üniversitede okuyanların ve devlet kurumlarına girenlerin,Allah'ın emri olan başörtüsünü takmamaları bunu hocalarının! veya eşlerinin telkiniyle yapmaları,diğer camialarda,bu yapıya bakışta ciddi soru işaretlerinin oluşmasına neden oldu.İşte bu yüzden yazının başlığından da anlaşılacağı gibi,diğer İslami kesimler bu insanlara ve bu yapıya güvenmediler ve hep kuşkuyla baktılar.

Aslında bu sürece gelene kadar çok cevizler kırıldı,çok taşlar yerinden oynatıldı ancak ne cemeat önderleri,ne müslüman entellektüeller nede gücü elinde bulunduran siyasi yapı,kendisiyle içiçe olan bu insanlara hep hüsn-ü zan ile yaklaştı.Çünkü dünyanın dört bir tarafına okullar açan bu camia müslümanların gözünde islamı ve türkçeyi dünyaya tanıtan iyi niyet elçilerinin yer aldığı bir yapıydı.

Yaşananları kimse okuyamadı.

Oysa topluma yansıtılan ile pratikte olan farklıydı,İslamı referans alan bir cemaatti ama hiçbir islami temeli olmamasına rağmen,bir kurbanı yirmiye bölüp para topluyordu.Türkçe olimpiyatlarında akıl baliğ olmuş kızları başları açık şekilde erkeklerle beraber sahnede şarkı söyletip oynatıyordu.Kimse doğru

bulmuyor,müslümana bu şekilde davranmak yakışmaz diyordu ancak hala zihinlerdeki kodları islam dairesi içindeydi,en azından alnı secdeye giden müslümanlardı ve yapının başındaki kişi toplum nazarında hala hoca efendiydi.

Toplum için Kuran kurslarının açılması,8 yıllık kesintisiz eğitimin kesintiye uğratılması ve imam hatiplerin açılması,başörtüsü probleminin! çözülmesi,önemli açılımlardı.Kabul edelim basiretli olamadık.Tam aksine Ak parti iktidarıyla beraber,bu yapıya gösterilen töleranslarla koltuklar el değiştirmeye başladı.Yaşananlar ise bir kamu dairesinde olup biten küçük! bir koltuk kapma mücedelesi olarak görülüyordu.Oysa artık mızrak çuvala sığmıyor,hiç bir şey onlara yeterli gelmiyordu,efendileri ise onlardan daha fazlasını istiyordu.Onlar ise güç sarhoşluğu içindeydiler,kendilerinden emindiler,her türlü olasılığı hesaplamış! ve ona göre plan yapmışlardı.Herşey çok hızlı ve çabuk olacaktı,hiçbir sorun çıkmayacaktı.İşte bu yüzden süreci öyle bir noktaya getirdiler ki ve süreç öyle bir hal aldı ki,kan aktı.

Zihinlerdeki cemaat olgusunu,şüpheyi ve kuşkuyu,akıttıkları müslüman kanlarıyla bitirdiler. Yüzlerce insanın ölümüne, binlerce insanın yaralanmasına ve sakat kalmasına sebep olan bu kahpece olayı organize etmiş veya kullanılmış,malum örgütün eline kan bulaşmıştır.Bu kan ona tabi olanlara,onları bile bile görmezden gelenlere de bulaşmıştır.Ve bu yaşananların vebali gerçekten çok ağırdır.

 

Sizler, yani içimizden çıkan sizler,sahi siz kimdiniz?

Evet evet,sizler seçilmiş kişilerdiniz,ülkenin en kritik noktalarında görev yapmaktaydınız. Sizler,okumuş! zeki! ve bu ülkenin altın nesli!ydiniz.

Ülkenin savcısı,hakimi,polisi,askeri,mülki amiri,müfettişi...v.s. Önemli koltukları işgal ediyordunuz ve bütün gizli,bir o kadar kritik bilgiler sizlerin elinden geçiyordu.

Hani birileri için hırsız diyordunuz ya , ayakkabı kutularını insanların gözlerine sokuyordunuz ya,peki sizler bu mevki ve makamları nasıl ele geçirdiniz?

Sizlerin islamı yorumlama ve uygulamada referans aldığınız kişi yeni bir fıkıh ortaya koyuyor ve bu fıkhın kuralları ve kaideleri aracısız bir şekilde rüya ile kendisine bildiriliyordu.O sizlerin gözünde İslam'ın yeryüzündeki temsilcisi idi ve ne söylüyorsa doğruydu.

KPSS dahil bir çok merkezi sınavın sorularını çaldığınızda nihai hedef için bu kadarcık kul hakkından birşey olmaz,bütün kurumlara biz girmeliyiz dediniz.

Emeğini sermaye yapmış işçinin,alınterini toprağa akıtmış köylünün,yaptığı yardımın Allah için kullanıldığını düşünen esnafın ve diğerlerinin,hem paralarını hem hayallerini çaldınız.Asgari ücretle çocuğunu okutmaya çalışan,kazandığı parayı dersaneye yatıran, kendisi zor geçinen insanların hakkı ne olacak düşünmediniz.

 

Ama olsun hedef büyüktü,ve hizmet! için herşey caizdi,

Sizin olduğunuz yerde başka bir dünya görüşüne yer yoktu,zaten o insanlar o makamların hakkını veremezlerdi! İnsanlara hep tepeden baktınız,bu halk her şeyi düşünemez tavrındaydınız ve bu tavrınızın sizi o insanlardan kopardığının farkında değildiniz, zaten bu sizin için çok da önemli değildi.Çünkü siz hususiydiniz! onlar ise avam. Ancak size hizmet etmeliydiler.Ne garip yahudilerde aynı zihniyeti taşıyor.

 

İnsanların mahremlerini,hayatlarını çaldınız.

Çok okudunuz ama,adamlığı ve mertliği bilmediniz.Yamulmadan onurlu bir şekilde doğru olmak nasıl bir duygudur?hiç tatmadınız.Yazık.

İnsanı insan yapan değerlerden nasibinizi almadınız.Onun kendine has özellikleri vardır,mertlik gibi,ahde vefa gibi,doğruluk gibi,tevazu gibi,emanete riayet gibi,vatanseverlik v.b.

Bu özelliklerini kaybedenler,kişiliklerini!başkalarının eline bırakanlar, şeytanın oyuncağı haline gelirler,rüzgar ne taraftan eserse o yöne yamulurlar.

Öyle bir ihanetin içine girdinizki kendi insanınızın kanına girecek kadar şeytanın kölesi oldunuz.O size yaptıklarınızı süslü gösterdi,tıpkı ayette geçtiği gibi,"Allah'a andolsun ki, senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik. Ancak şeytan onlara yaptıklarını süslü gösterdi. Bugün de onların dostu odur ve onlara acıklı bir azap vardır."(Nahl-63) Şeytan ve dostları için kendi insanınıza tuzaklar kurdunuz.Oysa Rabbim sizin yapmakta olduğunuzu ne güzel tarif ediyor;

"Onlar tuzak kurdular. Allah da tuzak kurdu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır."(Diyanet-Al-i İmran 54)

Allah'ı ve dostlarını karşılarına alanlar kazandılarmı ki sizlerde kazanasınız.Şimdi tuzaklar ortaya çıkınca,ak ile kara belli olunca,niyetler dışa vurunca,yanlış yapmışım,bilemedim,pişmanım! diyorsunuz.

Bu sözleri söyleyen arkadaşlar,hadi farketmediniz! diyelim, acaba daha önce sizi uyaran hiç kimse olmadı mı?

90 lı yıllardan itibaren,yalan yanlış ve bir o kadarda günah içeren fiillerle,entrikalarla insanlar içeri atılırken (uyanmadık-uyanmadınız),

Mit başkanına oparasyon yaptıklarında ,uyandık-uyardık ama uyanmadınız değil mi?Aynısını bu ülkenin Başbakanına yapmaya çalıştıklarında uyarıldığınız halde uyanmadınız değil mi?

Onlar sizi her uyardığında,sizin bilmediğiniz şeyler var,herşey yakında ortaya çıkacak,uluslararası mahkemelerde yargılanacaklar diyordunuz.Bir sonraki tarihler hiç bitmiyor ve sizler hiç vazgeçmiyordunuz.

Yani biz yargı! olarak,polis! olarak beceremedik ,onlara (ASKERE) havale ettik diyordunuz.Yani bu iş artık uluslararası hal aldı diyordunuz.Yani bu iş bizden çıktı diyordunuz.

Amaca giden yolda herşey mübahtır anlayışı, hepinizin derecesine göre farklı yansıyordu. Adınızın önüne ad takıyor,çalıntı hayatları yaşıyordunuz.Küçük gühahlar,büyük günahların yolunu açıyordu.Allah'ın farz olan emirleri varılacak hedef için çiğneniyor ve bir üst abi veya ablayla tanışmak daha büyük bir bataklığın içine girmenin adımı oluyordu.

Geçenlerde bir yazıda okumuştum,çok güzel bir tespit yapmış,

Ne olduğunuz gibi göründünüz,nede göründüğünüz gibi oldunuz...

Sonunda ne oldu ne duruma düştünüz.

Kullanılmış peçete gibi oldunuz.Kullanıldınız ve atıldınız...

Şimdi ortalık pişman! olan abilerden geçilmiyor.

Hani bu kadar gaddar olacaklarını bilmiyordum,

Bilseydim onların içinde kalırmıydım,

Bu kadarını da beklemiyordum,

Ben zaten onlarla olan ilişkimi minimum duruma indirmiştim,

Biz zaten farketmiş,ilişkimizi kesmiştik, diyorsunuz ya,yersen.

Hatta saf bir dille hocaefendi!nin bunlardan haberi olmamıştır,yoksa müsade etmezdi gibi samimiyet pozlu,maneviyat soslu,insanları aptal yerine koyan bir sürü hezeyan dolu cümleler.

Acaba darbe başarılı olsaydı aynı şeyler söylenebilecekmiydi?

Pişman olanlar, itirafçı olanlar darbe başarılı olsaydı hangi tarafta olacaklardı?

Nasıl bir fitnenin fitilini ateşledirse,yine bir sürü kuşku zihnimizde dolanıp duruyor.

İşte bu yüzden, hiçbir zaman güvenilir bir dost olamayacaksınız...

 

Ancak, gerçekten pişman olanlar bilsinler ki,Allah'ın rahmeti herşey kuşatmıştır.

"Bizim için bu dünyada da, ahirette de iyi olanı yaz. Bak işte, pişmanlık içinde sana yöneldik.” Allah şöyle karşılık verdi: “Azabıma dilediğim kimseyi uğratabilirim. Ama rahmetim herşeyi kuşatmıştır. Bunun içindir ki o rahmetimi, yolunu Allah ve kitap ile bulanlarla, arınmak için verilmesi gereken zekatı veren ve ayetlerimize inanan kimselere ayıracağım." (Araf-156)

O öyle merhamet sahibi ki 99 kişiyi öldürüp onu 100 e tamamlayan katili bile pişman olması sebebiyle affetmiştir.Ama nasıl affetmişti,affedilme şartı neydi?İçinde bulunduğu toplumu dışlaması,onlardan uzaklaşması ve iyi insanların yaşadığı yere gitmesi...

Allah bizede,sizede acıdı ve pişman olma fırsatı verdi,artık temiz bir sayfa açma zamanıdır.

Ülkemizde her aile yaşanan süreçten etkilenmiş ve etkilenmeye devam etmektedir.Ancak,içinde yaşadığımız toplum gerçekten Anadolulu olma irfanı ve ferasetiyle yaşanan bunca olaya rağmen kendi içinden çıkmış bu insanları tolore etmektedir ve edecektir.

Malasef dini kalkan olarak kullanmış, bu örgütün içinde bulunmuş insanların pişman olduklarını söylediklerinde bizlerin onları dışlaması doğru değildir.Kalplerini yarıp,yaa gerçekten doğrumu söylüyor diye açıp bakacak halimiz yoktur,dinimizin emride bu değildir. Bizler sizlerin, söylediklerinizi ve görünen davranışlarınızı doğru olarak kabul edeceğiz.Ama şunu bilinki,insanları öyle bir fitnenin içine soktunuzki,adınızın geçtiği heryere şüpheyle bakacaklar ve her zaman "acaba" kelimesiyle beraber anacaklardır.

Ve ne yazıkki hiçbir zaman ama hiçbir zaman güvenilir bir dost olamayacaksınız...

Yaz Okulu Defterim

20.06.2017

    Kitap ve defter eğitim ve öğretim faaliyetlerinin olmazsa olmaz iki materyalidir.
Münzevi Camii Sabah Namazı Buluşmalarında ‘Tefekkür’ Vakti

05.12.2016

Münzevi Camii Sabah Namazı Buluşmalarında ‘Tefekkür’ Vakti İMH Günışığı temsilcil
Sabah Namazı Buluşmaları Münzevi Camii'nde ‘Adanmak’ Sohbeti ile Başladı

02.11.2016

Sabah Namazı Buluşmaları Münzevi Camii'nde 'Adanmak' Sohbeti ile Başladı İMH Günışığ
Geçmişten Günümüze Darbeler Semineri Gerçekleştirildi

01.08.2016

Geçmişten Günümüze Darbeler Semineri Gerçekleştirildi29 Temmuz Cuma akşamı "Geçmişten G
Bahariye Sabah Namazı Buluşmaları ‘Gıybet’ konusu ile döneme veda etti

07.06.2016

Bahariye Sabah Namazı Buluşmalarında ‘Gıybet’ konusu işlendi İMH Günışığı Derneğ
Bahariye Sabah Namazı Buluşmalarında ‘Ehliyet ve Liyakat’ konusu işlendi

25.04.2016

Bahariye Sabah Namazı Buluşmalarında ‘Ehliyet ve Liyakat’ konusu işlendi İMH Günışı
“EGOP Yılın Kitap Kurdunu Seçiyoruz” Etkinliği Sınavı Gerçekleştirildi

21.01.2016

“EGOP Yılın Kitap Kurdunu Seçiyoruz” Etkinliği Sınavı Gerçekleştirildi   Oku ki
EGOP çalışması tüm hızıyla devam ediyor

19.01.2016

EGOP çalışması tüm hızıyla devam ediyor İMH Günışığı Derneği'nin gerçekleştirdi
Şirinler Sınıfının Renk Grafiği 1. Rengimiz Kırmızı Çıktı

27.10.2015

Şirinler sınıfının renk grafiği 1.rengimiz kırmızı çıktı      &nbs
Şirinler sınıfı sanat etkinligi dersinde...

27.10.2015

    Şirinler sınıfı sanat etkinligi dersinde dolu dolu vakit geçirdi.  
Gül Bahçesi Çocuk Etkinlikleri Kayıtlarımız Devam Ediyor

01.10.2014

Günışığı Derneğimizin bünyesinde devam eden Gül Bahçesi Çocuk Etkinlikleri Kayıtlar

 

 
dokuztas gencdusunce okumalar yayinlar dusunceokulu
Günisigi Dernegi; Insan ve Medeniyet Hareketi, TGTV ve IDSB üyesidir.

Yazarlar / MAKALELER


IMAGE
Mustafa Yücel
IMAGE
Nihat Demir
IMAGE
Yavuz Selim Yaylacı

ALINTI YAZILAR



 

 

 

UYELER İÇİN