Merhamet insanoğlunun kodlarında var mıydı, sonradan mı kazanıyordu insan?

Doğup büyüyen insan merhameti sokakta mı bulacaktı yoksa içinde zaten var mıydı?

Merhamet öğrenilmiş bir duygu muydu, öğretilmiş bir duygu mu?

Yine epistemolojiye bağladım mevzuyu. Felsefe, aralanmış iki kapının arasında dolanan cereyan vakası gibi çarpabilir insanı. Çarpılmadan içimdeki merhamete kulak vermek istiyorum sadece.

Bazı İslam düşünürleri insan olmak kavramını “insan doğulur ama insan olmak doğmakla değil süreç içerisinde insan kalmak veya insan olmayı bulmakla olur” mahiyetindeki cümlelerle açıklarlar. Hatta doğduğu üzere kalmayan tek canlının insan olduğunu iddia ederler. Haksızlar mı? Sokakta sıklıkla karşılaştığımız kedinin, köpeğin, güvercinin, serçenin doğduktan sonra hiç başka bir canlıya dönüştüğünü gördünüz mü? Belki burada tek itiraz tırtıl-kelebek üzerinden olabilir. Ancak kelebek olmanın zorunluluğudur tırtıl olmak. Tırtıl sadece kelebek olur. Kodları budur. Oysa insan…

İnsan doğar doğmasına da sonrasında insan kalmasının yolunu bulması uzun bir mesai. Gördüğümüz insan görünümlü varlıkların içlerinde ne denli canavarlar yaratıklar var biliyoruz. Fantastik film kurgularına bakın. Acımasızca kan emen vampirler. Acımasızca yürek yiyen kurt adamlar. Acımasızca ihtirasları ve çıkarları için büyü yapan cadılar. Bunlar sadece film kurgusu kalsa iyi. Hepsinin gerçekliği suratımıza vuruluyor. Her gün 3. sayfa haberlerinin artık manşetimiz olduğu gerçeğiyle karşılaşarak okuyoruz bu “fantastik kurguları”(!). İnsan doğduğu üzere kalmadığında, fıtratından şaştığında nasıl bir varlığa dönüşüyor; bir cinnet sahnesinde, bir otel odasında, ormanlık alanda bulunmuş bir cesette, elektrik direğinin altındaki Eylül’ün hikâyesinde görüyoruz.

Diyorum ki insan nasıl olur da kalbine kara çalar ve çaldığı karanın esiri olur? Anlayamıyorum diye haykırıyorum ve anlamadığım için şükrediyorum.

Bizleri insanlığımızdan edecek o kadar çok eşya, alışkanlık, hobi(!), iletişim dili vs. üretiyor ki bu dünyanın sahipleri. Kapitalizm dişlileri bizi öğütürken sadece öğütmekle kalmayıp doyumsuzluğu aşılıyor damarlarımıza. Emperyalizm sadece güçlerin kurmacası olmakla kalmıyor, beynimize şiddeti ve güç belasını ileten sinyaller gönderen şapkalar takıyor. Bu insan olmaktan çıkmış dünya sahipleri bizlere öyle gözlükler veriyor ki, o gözlüklerle baktığımız dünyada tek gördüğümüz kendimiz. Bize düşman saydığımız herkes ve her şeyle yaşamayı öğretiyor. Önce düşman belletip sonra yaşatıyor işte.

Diyoruz ki, hayır hayır artık haykırıyor ve çığlıklar atıyoruz: İnsanlık nerede? Tüm kötü senaryoları önümüze seren dünya dişlileri, insan olmayı bıraktırıp insanlık arayışına çıkartıyor bizleri. İnsanlık ararken dahi insanlığımızdan oluyoruz yolun sonunda. Flakka haberlerini okuyup iliklerimizin çekildiğini söylüyoruz. Aman diliyoruz, korkularımız sıçrıyor etrafa. Korkularımızdan beslenenler ve zaaflarımızı bilenler ise flakkaya ihtiyaç duymadan nasıl birer zombi oluruz bunun hesabını yapıp yolumuzu çiziyorlar. Hepimizi canavarlaştıran bir oyunun içerisindeyiz adeta.

 

Peki bu dünya dişlileri, insan olmayan dünya sahipleri dışarıda bir yerlerde mi? Üst akıl mı bunlar. Küresel güçler mi? ingilizler mi yoksa hepsi israilin işi mi?

İnsan olmanın tüm getirilerinden sıyrılan her kim ve her ne varsa işte o ve onlar bu dünyanın yerlileri. Etimizi kemiren ve bizlere de et kemirten caniler, bizi insanlığımızdan eden her şey ve herkes.

 

AVMlerin verdiği doyumsuzluğu ve sınırsızlığı konuşmadan ve çözmeden aramızdaki sosyopatlardan kurtalamayacağız.

Çok yemenin şehveti azdırdığını bize bildiren Rasul’e “ne demek istiyor” diye kulak vermeden şehvet çarkını anlayamayacağız. Her istediğini yemenin ve çok yemek yemenin nasıl bir sınırsızlık getirdiğini, insana her şeye sahip olabileceği inancını verdiğini anlayamadığımız sürece içimizde sosyopatlar büyütmeye devam edeceğiz.

Şiddeti iletişim dilimiz yapmaktan kurtulmadığımız müddetçe, öfkelendiğimizde bir abdest molası ile kendi içimize dönme-yüzleşme öğüdünü almadıkça, çocuklarımızı şefkatten uzak tuttukça geleceğin katilleri olacak, “geleceğe katiller” üretiminin fabrikası olacağız.

İnsanın insan kalmasındaki anahtardır merhamet oysa. İnsanoğlunun insan kalmasının en büyük sırrı, insan olabilmenin şifresi merhamettir! Merhamet insanla beraber var olan, o doğduğunda yeryüzüne yayılan sihirli bir peri tozudur. Bir annenin ve bir babanın şefkatiyle yayılır o peri tozu. Merhamet yayıldıkça şefkat hüküm sürer. Yetinmek gelir ardından. Sınırlar gelir.

Suçluyu bulup dövmek kolay da suçluyu suçlu kılan ne? Bunları bulmak-çözmek yüzleşmediğimiz en büyük gerçek. Ve biz bu sebeplerle yüzleşmedikçe merhameti kaçıracağız. Son durağımızı fark etmeden yoldan çıkmış rayların yolcusu olarak, yoldan çıkmışlığın yaptığı bi’ milyon kafa ile uçacağız pislik çukuruna. Eylül’ler Leyla’lar-Münevver’ler Özgecan’lar bizim ettiğimiz küfürlerle şad olmayacaklar. O canileri linç etsek sadece bizim yüreğimiz soğuyacak. Onların mezarları allanıp pullanmayacak. Yenileri çok daha iğrenç metotlarıyla ortaya çıkacak.

Merhamet en güzel sığınak. Merhamet en muhteşem dünya dili olmalı hatta. Dünya dilini sunanların yaptığı linçlerle kuşatılmışken yeryüzü, bu dilden sıyrılıp şefkat tohumlarını savurmalı. İnsan klonlamanın takibini yapmayı bırakıp, Dolly’nin hayatına kesildiğimiz dikkati merhameti klonlamaya ayırsak ya.

 

Giden mazlumların yeri çektikleri acıdan belli de dünyada kalan bizlerin ektiği tohumlardan gideceği yer belli olmaz mı?

Şiddeti bize sevdiren tüm medya canavarlarına zıkkım öyleyse,

Özümüzden uzaklaştırıp, içimizle aramıza Çin Seddi’ni alt eden setler kurduran dünyalılara(!) da zıkkım!

Bizden merhameti alıp mutasyona uğramış canlılar üretenlere zıkkım!

Mutasyona uğramış yaratıkları normalleştiren, onların caniliklerini normalleştiren ve gerekli cezayı vermeyen her türlü sisteme de zıkkım!

 

Zakkuma ve köklerine sevgilerle…

Sabah Namazı Buluşmalarında Bu Ay Şahin İbrahim Güleryüz Hocamızı dinledik

27.12.2018

  Çalışmalarımızı bereketli kılan, yıllardır sabah namazı ile beraber sürdürdü
Karikatür yarışmasında ödüller sahiplerini buldu

08.03.2018

  İMH Günışığı Derneği tarafından, Geleceğin Çizerleri Projesi kapsamında, Eyüp
İMH Günışığı Sabah Namazı Buluşmaları Kaldığı Yerden Devam Ediyor

24.01.2018

Çalışmalarımızı bereketli kılan, yıllardır sabah namazı ile beraber sürdürdüğümüz
İMH Günışığı Sabah Namazı Buluşmaları devam Ediyor

27.11.2017

  Çalışmalarımızın bereketini sabah namazıyla beraber yıllarca sürdürdüğümüz
İMH Günışığı Sabah Namazı Buluşmaları ‘Şükür’ Sohbeti ile Başladı

29.10.2017

  İnsan ve Medeniyet Hareketi Günışığı Derneği gönüllülerinin dönem boyunca ayda
Yaz Okulu Defterim

20.06.2017

    Kitap ve defter eğitim ve öğretim faaliyetlerinin olmazsa olmaz iki materyalidir.
“EGOP Yılın Kitap Kurdunu Seçiyoruz” Etkinliği Sınavı Gerçekleştirildi

21.01.2016

“EGOP Yılın Kitap Kurdunu Seçiyoruz” Etkinliği Sınavı Gerçekleştirildi   Oku ki
EGOP çalışması tüm hızıyla devam ediyor

19.01.2016

EGOP çalışması tüm hızıyla devam ediyor İMH Günışığı Derneği'nin gerçekleştirdi
Şirinler Sınıfının Renk Grafiği 1. Rengimiz Kırmızı Çıktı

27.10.2015

Şirinler sınıfının renk grafiği 1.rengimiz kırmızı çıktı      &nbs
Şirinler sınıfı sanat etkinligi dersinde...

27.10.2015

    Şirinler sınıfı sanat etkinligi dersinde dolu dolu vakit geçirdi.  
Gül Bahçesi Çocuk Etkinlikleri Kayıtlarımız Devam Ediyor

01.10.2014

Günışığı Derneğimizin bünyesinde devam eden Gül Bahçesi Çocuk Etkinlikleri Kayıtlar

 

 
dokuztas gencdusunce okumalar yayinlar dusunceokulu
Günisigi Dernegi; Insan ve Medeniyet Hareketi, TGTV ve IDSB üyesidir.

Yazarlar / MAKALELER


IMAGE
Nihat Demir
IMAGE
Oğuzhan KABAKCI
IMAGE
Sinan Özyurt

ALINTI YAZILAR



 

 

 

UYELER İÇİN